Başörtüsü yasağına “Ayrımcılık” tespiti
Belçika’da Flaman İnsan Hakları Enstitüsü, kamuya bağlı eğitim ağı olan Topluluk Eğitimi kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağının öğrenciler açısından ayrımcılık teşkil ettiğine hükmetti. Karar, iki ayrı öğrenci şikâyeti üzerine alındı.
Başörtüsü yasağına “Ayrımcılık” tespiti
Belçika’da Flaman İnsan Hakları Enstitüsü, kamuya bağlı eğitim ağı olan Topluluk Eğitimi kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağının öğrenciler açısından ayrımcılık teşkil ettiğine hükmetti. Karar, iki ayrı öğrenci şikâyeti üzerine alındı.
Flaman İnsan Hakları Enstitüsü, kamuya bağlı eğitim ağı olan Topluluk Eğitimi (GO!) kurumlarında uzun süredir uygulanan başörtüsü yasağına ilişkin önemli bir karara imza attı. Enstitünün Uyuşmazlık Dairesi, söz konusu yasağın öğrenciler açısından “dolaylı ayrımcılık” oluşturduğunu açıkladı.
Karar, iki ayrı öğrenci grubunun yaptığı şikâyetler üzerine alındı.
İki ayrı şikâyet incelendi
İlk başvuru, Ronse kentindeki bir okulun beş eski öğrencisi tarafından yapıldı. Söz konusu öğrenciler, dini inançları gereği başörtüsü takmak istediklerini ancak okul yönetiminin bunu reddettiğini bildirdi.
İkinci şikâyet ise Dendermonde’de eğitim gören Müslüman bir kız öğrenci tarafından yapıldı. Bu okulda başörtüsü yasağı, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe girmişti.
“Dolaylı ayrımcılık” tespiti
Uyuşmazlık Dairesi, her iki vakada da yasağın dolaylı ayrımcılık içerdiğine hükmetti. İlk vakada ayrımcılığın din ve cinsiyet temelinde gerçekleştiği belirtilirken, ikinci vakada buna ek olarak etnik köken ve “sözde ırk” temelli ayrımcılık unsurlarının da bulunduğu ifade edildi.
Kararda, söz konusu yasağın uygulamada özellikle başörtüsü takan Müslüman öğrencileri dezavantajlı duruma düşürdüğü vurgulandı.
Meşru amaçlar kabul edildi, yöntem uygun bulunmadı
Enstitü, yasağın kamu eğitiminde tarafsızlığı sağlama, öğrenciler üzerindeki sosyal baskıyı önleme, ayrışmayı engelleme ve toplumsal cinsiyet eşitliğini koruma gibi meşru amaçlar taşıdığını kabul etti.
Ancak Uyuşmazlık Dairesi, başörtüsü yasağının bu hedeflere ulaşmak için “uygun ve orantılı bir araç” olmadığı sonucuna vardı. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği gerekçesinin geçerli bulunmadığı belirtilerek, başörtüsü takmanın birçok öğrenci için kişisel ve bilinçli bir tercih olduğu ifade edildi.
Eğitime erişim vurgusu
Kararda, yasağın öğrencilerin dini kimliklerinin önemli bir parçasına müdahale ettiği ve bu durumun eğitim haklarını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Uyuşmazlık Dairesi, Topluluk Eğitimi kurumlarının kendi çıkarlarının, başörtüsü takan öğrenciler üzerinde yarattığı ciddi etkilerden daha ağır bastığını yeterince kanıtlayamadığını belirtti.
Yasağın kaldırılması tavsiye edildi
Sonuç olarak Enstitü, ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacıyla Topluluk Eğitimi kurumlarında öğrencilere yönelik başörtüsü yasağının kaldırılmasını tavsiye etti.
Kararın bağlayıcı olmamakla birlikte, eğitim politikaları ve insan hakları tartışmaları açısından önemli bir referans oluşturması bekleniyor.
Halil Uygun

