Yetişkinlerin 5’te 1’i çocukluk travmasının izlerini taşıyor


Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerin etkileri yetişkinlikte de devam ediyor. Hollanda’da yapılan değerlendirmelere göre her 5 yetişkinden biri çocukluk travmasının izlerini taşırken, uzmanlar yalnızca şiddetin değil sevgi ve ilgi eksikliğinin de derin yaralar açabileceğine dikkat çekiyor.
Yetişkinlerin 5’te 1’i çocukluk travmasının izlerini taşıyor

Yetişkinlerin 5’te 1’i çocukluk travmasının izlerini taşıyor

Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerin etkileri yetişkinlikte de devam ediyor. Hollanda’da yapılan değerlendirmelere göre her 5 yetişkinden biri çocukluk travmasının izlerini taşırken, uzmanlar yalnızca şiddetin değil sevgi ve ilgi eksikliğinin de derin yaralar açabileceğine dikkat çekiyor.

Amsterdam UMC bünyesinde görev yapan psikiyatrist ve profesör Christiaan Vinkers, “Littekens uit je jeugd” (Çocukluğunuzdan Kalan Yaralar) adlı kitabı kapsamında yaptığı açıklamalarda, çocukluk travmasının sanılandan çok daha yaygın olduğunu vurguladı.

Travma sadece şiddet değil

Vinkers, çocukluk travmasını “kötü deneyimlerin fazlalığı ve iyi deneyimlerin eksikliği” olarak tanımladı. Buna göre fiziksel şiddet, hakaret ve tehdit gibi olumsuzluklar kadar; sevgi, ilgi ve duygusal desteğin eksikliği de travmaya yol açabiliyor.

Bir çocuğun yeterince sevildiğini ve değer gördüğünü hissetmeden büyümesinin, ilerleyen yaşamında ciddi duygusal sorunlara zemin hazırlayabileceğini belirten Vinkers, bu tür “görünmeyen eksikliklerin” çoğu zaman fark edilmediğini ifade etti.

Geçmişi değerlendirmek kolay değil

Uzmanlara göre bireylerin kendi çocukluklarını sağlıklı şekilde değerlendirmesi her zaman kolay olmuyor. Vinkers, “Herkesin tek bir çocukluğu var. Bu nedenle birçok kişi yaşadıklarının normal olup olmadığını ancak ilerleyen yaşlarda fark edebiliyor” dedi.

Kişinin geçmişte uzun süre sevgi ve ilgi eksikliği yaşadığını düşünmesinin önemli bir işaret olabileceğini belirten Vinkers, bu farkındalığın iyileşme sürecinde ilk adım olduğunu vurguladı.

Görünmeyen yaralar daha yaygın

Çocukluk travmasının etkileri her zaman dışarıdan fark edilmiyor. Yeterince ilgi görmeyen ya da sürekli başarı baskısı altında büyüyen bireylerin yaşadığı duygusal yaraların görünmez olabildiğini ifade eden Vinkers, bu nedenle yakın çevrenin anlayışlı ve destekleyici olmasının önemine dikkat çekti.

Her zorluk travma değil

Vinkers, her olumsuz deneyimin travma olarak değerlendirilmemesi gerektiği uyarısında da bulundu. Çocukların zorluklarla karşılaşmasının gelişimin doğal bir parçası olduğunu belirten uzman, “Aşırı korumacı ‘curling ebeveyn’ yaklaşımı çocukların dayanıklılık geliştirmesini engelleyebilir” dedi.

Ebeveynlerin “mükemmel” olmak zorunda olmadığını vurgulayan Vinkers, “yeterince iyi” bir ebeveynliğin çoğu zaman yeterli olduğunu ifade etti.

Etkileri hayat boyu sürebiliyor

Araştırmalar, çocukluk travmasının yalnızca ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da etkilediğini ortaya koyuyor. Depresyon, anksiyete ve bağımlılık riskinin yanı sıra kalp-damar hastalıkları, obezite ve bağışıklık sistemi sorunlarıyla da bağlantı kuruluyor.

Vinkers, bazı çalışmaların çocukluk travması yaşayan bireylerin yaşam süresinin ortalama 10 ila 15 yıl daha kısa olabileceğini gösterdiğini, bu verinin kesin olmamakla birlikte etkinin büyüklüğüne işaret ettiğini belirtti.

İyileşmek mümkün

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen uzmanlar umutlu. Vinkers, beynin değişime açık olduğunu belirterek, iyileşmenin her yaşta mümkün olduğunu vurguladı.

Geçmiş deneyimlerin farkına varmanın ve gerektiğinde profesyonel destek almanın önemine değinen Vinkers, terapi yöntemlerinin bu süreçte etkili olabileceğini ifade etti.

Halil Uygun

Etiketler:





Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar