AB’de yeni dönem: 1 Temmuz 2026’dan itibaren araçlar hem yolu hem sürücüyü izleyecek
Avrupa Birliği, trafik güvenliğini artırmak amacıyla araçlara iki yeni sistemi zorunlu kılıyor. Acil Durum Fren Sinyali (ESS) ve Gelişmiş Sürücü Dikkat Dağınıklığı Uyarısı (ADDW), kazaları azaltmayı hedeflerken mahremiyet ve kullanım konforu tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
AB’de yeni dönem: 1 Temmuz 2026’dan itibaren araçlar hem yolu hem sürücüyü izleyecek
Avrupa Birliği, trafik güvenliğini artırmak amacıyla araçlara iki yeni sistemi zorunlu kılıyor. Acil Durum Fren Sinyali (ESS) ve Gelişmiş Sürücü Dikkat Dağınıklığı Uyarısı (ADDW), kazaları azaltmayı hedeflerken mahremiyet ve kullanım konforu tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Avrupa Birliği’nin resmi düzenlemesine göre, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Birlik içinde satışa sunulan tüm yeni binek otomobiller, kamyonetler, kamyonlar ve otobüsler iki kritik güvenlik sistemiyle donatılmak zorunda olacak: Acil Durum Fren Sinyali (ESS) ve Gelişmiş Sürücü Dikkat Dağınıklığı Uyarısı (ADDW). Bu adım, trafik kazalarının büyük bölümünün insan hatasından kaynaklandığı gerçeğinden hareketle, sürüş güvenliğini ileri seviyeye taşımayı amaçlıyor.
ESS sistemi, özellikle arkadan çarpma riskini azaltmayı hedefliyor. Ani ve sert frenleme anlarında devreye giren bu teknoloji, aracın arka stop lambalarını hızlı bir şekilde yanıp sönecek biçimde çalıştırıyor. Yaklaşık 50 km/s üzerindeki hızlarda aktif olan sistem; ABS verileri, fren basıncı ve araç hızını analiz ederek ani yavaşlamayı tespit ediyor. Böylece arkadan gelen sürücüler, öndeki aracın beklenmedik şekilde durduğunu daha hızlı fark ederek tepki süresini kısaltabiliyor.
Daha kapsamlı ve tartışmalı olan ADDW sistemi ise sürücünün dikkat durumunu izlemeye odaklanıyor. Gelişmiş sensörler ve bazı modellerde yer alan dahili kameralar aracılığıyla sürücünün göz, baş ve vücut hareketleri analiz ediliyor. Sistem; sürücünün gözlerini yoldan uzun süre ayırması, telefonla ilgilenmesi, navigasyona bakması ya da yorgunluk belirtileri göstermesi gibi durumları algılayarak görsel ve işitsel uyarılar veriyor. Bu teknoloji, AB’nin 2050 yılına kadar trafik ölümlerini sıfırlamayı hedefleyen “Vision Zero” stratejisinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
ADDW’nin etkin çalışabilmesi için birçok araçta kızılötesi (IR) aydınlatma kullanılıyor. Bu sistemler, sürücünün yüzüne görünmez IR ışık göndererek göz ve baş hareketlerini karanlıkta dahi takip edebiliyor. Ancak bu durum, uzun süreli maruziyetin olası sağlık etkileri konusunda bazı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Mevcut bilimsel veriler, otomotivde kullanılan IR seviyelerinin düşük olduğunu ve doğrudan bir sağlık riski tespit edilmediğini gösterse de, konu uzmanlar tarafından yakından izleniyor.
Öte yandan ADDW’nin kullanıcı deneyimi tarafında bazı sorunlar dikkat çekiyor. Sistemlerin aşırı hassas ayarlanması durumunda gereksiz uyarılar verebildiği; sürücülerin navigasyona bakması, güneş gözlüğü takması veya multimedya ekranını kullanması gibi sıradan davranışların bile uyarı tetikleyebildiği ifade ediliyor. Bu nedenle bazı sürücülerin sistemi her araç çalıştırıldığında devre dışı bırakmayı tercih ettiği belirtiliyor. AB düzenlemesi, sistemin varsayılan olarak açık olmasını zorunlu kılsa da sürücünün kapatmasına izin veriyor.
Maliyet tarafında ise ESS’nin nispeten düşük maliyetli bir entegrasyon sunduğu, ADDW’nin ise sensör füzyonu, yapay zeka tabanlı görüntü işleme ve araç içi sistemlerle entegrasyon gerektirdiği için daha pahalıya mal olduğu belirtiliyor. Bu durumun özellikle giriş segmentindeki araçlarda fiyatlara birkaç yüz avroya varan artış olarak yansıması bekleniyor.
Uzmanlara göre bu düzenleme, gelecekteki daha kapsamlı güvenlik zorunluluklarının da habercisi. Önümüzdeki yıllarda alkol kilidi, gelişmiş yorgunluk takibi ve hız uyarlama sistemleri gibi teknolojilerin de standart hale gelmesi gündemde. Tüm bu adımlar, trafik kazalarını azaltma potansiyeli taşırken, sürücülerin sürekli izlenmesine ilişkin etik ve mahremiyet tartışmalarının da giderek yoğunlaşacağı öngörülüyor.
Halil Uygun

