Ortadoğu'da Ateş Çemberi: Siyonizm, ABD ve Bölgesel Gerçekler


Ortadoğu yeniden kan gölüne dönerken, ekranlara yansıyan görüntüler yüreğimizi dağlıyor. Şu an Siyonist rejimin güdümündeki ABD'nin İran'ı vuruyor olması karşısında hissettiğim en derin acı, o topraklarda yaşayan masum çocukların ve Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin bu bombardımandan zarar görmesidir.
Ortadoğu'da Ateş Çemberi: Siyonizm, ABD ve Bölgesel Gerçekler

Ortadoğu'da Ateş Çemberi: Siyonizm, ABD ve Bölgesel Gerçekler

Ortadoğu yeniden kan gölüne dönerken, ekranlara yansıyan görüntüler yüreğimizi dağlıyor. Şu an Siyonist rejimin güdümündeki ABD'nin İran'ı vuruyor olması karşısında hissettiğim en derin acı, o topraklarda yaşayan masum çocukların ve Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin bu bombardımandan zarar görmesidir. Savaşın gürültüsü içinde çocuk çığlıkları kaybolup giderken, vicdan sahibi her Müslümanın yüreği kanamaktadır.

İki Ateş Arasında Sıkışan Coğrafya

Ne acıdır ki, bu topraklarda dökülen kanın hesabı sorulamayacak kadar karmaşık bir denklemle karşı karşıyayız. Bir tarafta hayatımız boyunca en azılı düşman bildiğimiz, Müslümanlara en acımasız zulümleri reva gören büyük şeytan Siyonizm ve onun uşağı ABD... Diğer tarafta ise Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da ve daha nice İslam beldesinde milyonlarca Ehl-i Sünnet Müslümanın kanını akıtan, yine Siyonizme hizmet eden Şebbiha güçleri...

Bu tablo karşısında Müslümanın vicdanı iki ateş arasında sıkışıp kalmaktadır. Zira taraflar, danışıklı dövüşün sahnelendiği bir tiyatronun oyuncularından başkası değildir. Birbirlerine koltuk çıkan, birbirlerinin meşruiyetini perçinleyen aynı masanın elemanlarıdır onlar. Bölge halkları ise bu oyunda figüran olmaya mahkûm edilmiştir.

İtikat ve Duruş Meselesi

Şahsi duruşumuz ise nettir: Bu savaşın bir tarafı olmak zorunda değiliz. Zira Müslüman, zalimin karşısında mazlumun yanında yer alır. Ama ya zalimler ittifak etmişse? Ya mazlum dediğiniz, başka bir coğrafyada masumların katiliyse?

İşte bu noktada inanç esaslarımız bize pusula olmaktadır. Bizler Ehl-i Sünnet vel Cemaat yolunun yolcularıyız. Biz, Hazreti Ayşe validemize -hâşâ- yakıştırmalarda bulunanlardan değiliz. Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman efendilerimize -hâşâ- dil uzatanlarla aynı safta yer almayız. Onlara "kâfir" diyen, "eşek soyu" iftirasında bulunan, "cehennemlik" yaftası yapıştıran anlayış, tarih boyunca Müslümanları arkadan vuran zihniyetin ta kendisidir.

Menfaat Siyaseti ile İtikat Arasındaki Çizgi

Devletimizin bu savaş karşısında dünya siyaseti ve kendi menfaatlerimiz doğrultusunda alacağı pozisyon, her halükarda en sağlam duruş olacaktır. Buna yürekten inanıyorum. Devletler, uluslararası ilişkilerin soğuk gerçekleri içinde kendi beka ve menfaatlerini gözetmek zorundadır. Ancak bizler, bireyler olarak itikadi duruşumuzu korumakla mükellefiz.

Mesele, hangi zalimin daha az zalim olduğuna karar vermek değildir. Mesele, İslam'ın özüne, sahabelerin haysiyetine ve Ehl-i Sünnet itikadının temel esaslarına sahip çıkmaktır. Siyonizm de, ona hizmet eden bölgesel güçler de aynı bataklığın sivrisinekleridir.

Son Söz

Rabbim, başta İran'daki masum çocuklar ve Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz olmak üzere tüm mazlumlara yardım eylesin. Bu karmaşık denklem içinde doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek için hepimize keskin feraset versin. Bizler, Ehl-i Sünnet itikadının sadık mensupları olarak, ne Siyonist zulmün ne de onunla iş tutanların yanında yer almayacağız. Bizim safımız, Allah'ın ipine sımsıkı sarılanların, sahabelerin izinden gidenlerin ve mazlumun yanında olanlarındır.

Zira unutmayalım ki, Kıyamet gününde bize sorulacak olan, hangi siyasi bloğun yanında yer aldığımız değil, hangi inanç esaslarına bağlı kaldığımız ve zalim karşısında nasıl bir tavır takındığımız olacaktır.

 

Editörün Yazısı
Halil Uygun | Editör
Belçika’nın Sesi – belcikaninsesi.com

Etiketler:





Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar