Berrin ve Hafsa’nın çağrısı Belçika’yı harekete geçirdi
Türk kökenli 8 yaşındaki Berrin Yılmaz ile Fas kökenli 11 yaşındaki Hafsa Bidri’nin yaşam mücadelesi, Belçika’da kök hücre bağışında tarihe geçen bir toplumsal seferberlik başlattı. Kızılhaç yetkilileri süreci “Berrin etkisi” olarak tanımladı
Berrin ve Hafsa’nın çağrısı Belçika’yı harekete geçirdi
Türk kökenli 8 yaşındaki Berrin Yılmaz ile Fas kökenli 11 yaşındaki Hafsa Bidri’nin yaşam mücadelesi, Belçika’da kök hücre bağışında tarihe geçen bir toplumsal seferberlik başlattı. Kızılhaç yetkilileri süreci “Berrin etkisi” olarak tanımladı.
Belçika’da 2025 yılı, kök hücre bağışı alanında tarihi bir dönüm noktası oldu. Türk kökenli Berrin Yılmaz ve Fas kökenli Hafsa Bidri’nin hayata tutunma mücadelesi, yalnızca iki çocuğun değil, binlerce hastanın kaderini etkileyebilecek güçlü bir toplumsal farkındalık oluşturdu.
Rode Kruis Vlaanderen (Belçika Kızılhaçı), özellikle Berrin’in hikâyesinin medyada geniş yer bulmasının ardından kök hücre bağışçı kayıtlarında eşi benzeri görülmemiş bir artış yaşandığını açıkladı.
Berrin’in Mücadelesi Toplumu Harekete Geçirdi
Limburg’un Zonhoven kentinde yaşayan Berrin Yılmaz’a, henüz küçük yaşta nadir görülen Moyamoya hastalığı teşhisi konuldu. 2024’te geçirdiği beyin felci sonrası doktorlar, hayatta kalabilmesi için yüzde 100 uyumlu kök hücre naklinin tek kalıcı çözüm olduğunu belirtti.
Aile içinden uygun donör bulunamaması üzerine Berrin’in çağrısı kamuoyuna yansıdı. Bunun ardından kök hücre bağışı kayıtlarında adeta patlama yaşandı.
Rakamlarla “Berrin Etkisi”:
- Günlük ortalama 1 olan bağışçı sayısı 300’e yükseldi
- 1 haftada 1.887 yeni bağışçı kaydedildi
- Yaklaşık 600 bağışçı, Avrupa kökenli olmayan ve sistemde en çok ihtiyaç duyulan genetik profillerden oluştu
Kızılhaç yetkilileri bu artışı, “Belçika tarihinde daha önce görülmedi” sözleriyle değerlendirdi.
Hafsa’nın Çağrısı İkinci Dalga Oluşturdu
Bu sürecin ardından, beta-talasemi hastası 11 yaşındaki Hafsa Bidri’nin hikâyesi Belçika’da yayınlanan De Warmste Week programında gündeme geldi. Hafsa’nın çağrısı, özellikle Fas kökenli topluluklarda büyük yankı uyandırarak kök hücre bağışında ikinci bir dalga başlattı.
Etnik Çeşitlilik Hayati Öneme Sahip
Uzmanlar, kök hücre bağışında etnik kökenin belirleyici rolüne dikkat çekiyor. Doku uyumu büyük ölçüde genetik kökene bağlı olduğundan, Avrupa dışı kökenlerden bağışçı sayısının yetersizliği ciddi bir risk oluşturuyor.
Veriler tabloyu net ortaya koyuyor:
- Avrupa kökenli hastalarda uygun donör bulma oranı: yüzde 95
- Türk, Arap ve Afrika kökenlilerde bu oran: yüzde 60–66
- Belçika’daki bağışçıların yalnızca yüzde 3’ü bu kökenlerden
Berrin İçin Arayış Devam Ediyor
Tüm rekor artışa rağmen Berrin için henüz tam uyumlu donör bulunabilmiş değil. Küresel tarama süreci sürüyor.
Anne Derya Poyraz, bağış sürecine dair yanlış algılara dikkat çekerek,
“Artık bağışların çoğu kan vermek kadar basit. İnsanlar korkmasın, bir hayat kurtarabilirler,” çağrısında bulundu.
Bir Kayıt, Bir Hayat
Rode Kruis Vlaanderen yetkilisi Vincent Verbeecke ise süreci şu sözlerle özetledi: “Bağışçı olmak, bir insanın yapabileceği en somut iyiliklerden biridir.”
Sonuç
Berrin ve Hafsa’nın hikâyesi, toplumsal duyarlılığın somut eyleme dönüştüğünde neler başarabileceğini gösterdi. Uzmanlara göre şimdi asıl hedef, bu farkındalığı kalıcı ve sürdürülebilir bir bağışçı havuzuna dönüştürmek. Çünkü yarın, başka bir çocuğun daha bu çağrıya ihtiyacı olabilir.
Halil Uygun

