Belçika’da her gün 34 erkeğe prostat kanseri teşhisi konuluyor
Belçika’da 2024 yılında 12 bin 535 erkeğe prostat kanseri teşhisi konulurken, hastalık nedeniyle yılda yaklaşık bin 500 kişi hayatını kaybediyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermediğini belirten Üroloji Uzmanı Dr. Tibaut Debacker, PSA testinin yarar ve risklerinin doktorla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Belçika’da her gün 34 erkeğe prostat kanseri teşhisi konuluyor
Belçika’da 2024 yılında 12 bin 535 erkeğe prostat kanseri teşhisi konulurken, hastalık nedeniyle yılda yaklaşık bin 500 kişi hayatını kaybediyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermediğini belirten Üroloji Uzmanı Dr. Tibaut Debacker, PSA testinin yarar ve risklerinin doktorla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Belçika’da erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanserine karşı farkındalığı artırmak amacıyla kasım ayı boyunca düzenlenen “Movember” kampanyası kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Anvers’teki Ziekenhuis aan de Stroom (ZAS) hastane grubunda görev yapan Üroloji Uzmanı Dr. Tibaut Debacker, prostat kanserinin erken teşhisi, risk faktörleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Belçika Kanser Kayıt Merkezi verilerine göre, 2024 yılında ülkede 12 bin 535 erkeğe prostat kanseri teşhisi konuldu. Bu rakam, günde ortalama 34 erkeğin hastalığa yakalandığını gösteriyor.
Prostat kanseri nedeniyle Belçika’da yılda yaklaşık bin 500 erkeğin hayatını kaybettiğini belirten Debacker, erken teşhisin önemine dikkat çekti.
Prostat kanseri erken evrede belirti vermeyebilir
Prostatın mesanenin altında bulunan ve meni sıvısının bir bölümünü üreten bez olduğunu anlatan Dr. Debacker, prostat kanserinin erken evrelerinde çoğunlukla herhangi bir şikâyete neden olmadığını söyledi.
Debacker, “Erken evrede hastalık çoğunlukla hiçbir şikâyete neden olmuyor. Belirtileri beklemek, hastalığın ileri evrede tespit edilmesi riskini beraberinde getirebilir” dedi.
Tanı konulduğu sırada hastaların yaklaşık yüzde 9’unda kanserin başka organlara yayıldığını belirten Debacker, ileri evrelerde özellikle omurga ve leğen kemiğinde ağrıların görülebileceğini ifade etti.
Hastalığın bulunduğu bölgede büyümesi halinde idrar yapma güçlüğü gibi sorunların da ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Ailesinde prostat kanseri olanlar daha fazla risk taşıyor
Prostat kanserinin gelişmesinde aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Debacker, babası veya erkek kardeşi prostat kanseri olan erkeklerde hastalığa yakalanma riskinin yaklaşık iki katına çıktığını söyledi.
Ailede meme kanseri öyküsünün bulunmasının da bazı kişilerde genetik yatkınlığa işaret edebileceğini belirten Debacker, genetik özellikler, etnik köken ve beslenme alışkanlıklarının risk değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
PSA yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmiyor
Prostat kanserinin erken tespitinde kullanılan yöntemlerden birinin kandaki prostat spesifik antijen (PSA) düzeyinin ölçülmesi olduğunu anlatan Debacker, bu testin hastalığın erken evrede belirlenmesine yardımcı olabileceğini söyledi.
Avrupa’da gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırmalarda PSA taramasının prostat kanserine bağlı ölüm riskini azaltabildiğinin gösterildiğini belirten Debacker, testin olası yararları kadar sakıncalarının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa kılavuzları doğrultusunda erkeklerin 50 yaşından itibaren PSA testinin kendileri için uygun olup olmadığını doktorlarıyla görüşebileceğini belirten Debacker, ailesinde prostat kanseri bulunan veya yüksek risk taşıyan kişilerde bu değerlendirmenin 40-45 yaşlarında gündeme gelebileceğini söyledi.
Debacker, “Her yüksek PSA değeri kanser anlamına gelmez. Her prostat kanserinin de tedavi edilmesi gerekmez” ifadelerini kullandı.
PSA değerinin yüksek çıkmasının farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini belirten Debacker, prostat manyetik rezonans görüntülemesi (MR) gibi yöntemlerin ileri inceleme gerektiren hastaların belirlenmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Her prostat kanseri hemen tedavi edilmiyor
Prostat kanserinde tedavi yönteminin hastalığın yaygınlığına, tümörün özelliklerine, hastanın genel sağlık durumuna ve beklenen yaşam süresine göre belirlendiğini anlatan Debacker, uygun hastalarda cerrahi müdahale veya radyoterapinin uygulanabildiğini söyledi.
Bazı hastalarda prostatın ameliyatla alınabildiğini, diğerlerinde ise gerektiğinde hormon tedavisiyle birlikte radyoterapi uygulanabildiğini ifade etti.
Cerrahi müdahale sonrasında idrar kaçırma ve sertleşme sorunlarının görülebileceğini belirten Debacker, radyoterapinin de bazı hastalarda ilerleyen yıllarda mesane ve bağırsak şikâyetlerine neden olabileceğini söyledi.
Düşük riskli ve yavaş ilerleyen prostat kanserlerinde ise hemen tedaviye başlanması yerine düzenli kontrollerle aktif izlem yönteminin tercih edilebildiğini kaydetti.
Debacker, “Amaç, saldırgan kanserleri zamanında tespit edip tedavi ederken erkekleri gereksiz inceleme ve tedavilere maruz bırakmamak olmalı” dedi.
Anvers’te 9 Kasım’da farkındalık etkinliği
Ziekenhuis aan de Stroom (ZAS), prostat kanseri konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla 9 Kasım Pazartesi günü Anvers’in Eilandje bölgesindeki ZAS Cadix Hastanesi’nde bilgilendirme etkinliği düzenleyecek.
Saat 09.00 ile 17.00 arasında gerçekleştirilecek etkinlikte, büyük bir şişme prostat modeli kurulacak.
Ziyaretçiler, model üzerinden prostatın anatomik yapısını inceleyebilecek ve prostat kanseri hakkında bilgi alabilecek.
Etkinlik kapsamında prostat rahatsızlıkları, PSA testi, erken teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında merak edilen sorular da yanıtlanacak.
Uzmanlar, özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin kişisel risklerini doktorlarıyla değerlendirmelerinin önemine dikkat çekiyor.
Halil Uygun

