Okul müdürü Dilek Taşdemir’in skandal tutumu
Bir veli, çocuğunun eğitim hakkının ihlal edildiğini ve okul müdürünün profesyonellikten uzak, saldırgan tavırlarıyla karşı karşıya kaldığını iddia ediyor. Eğitimde çocukların hakları nasıl korunmalı?

Okul müdürü Dilek Taşdemir’in skandal tutumu
Bir veli, çocuğunun eğitim hakkının ihlal edildiğini ve okul müdürünün profesyonellikten uzak, saldırgan tavırlarıyla karşı karşıya kaldığını iddia ediyor. Eğitimde çocukların hakları nasıl korunmalı?
Ben Hanife Karaoğlu, Uygun Sevde ve Uygun Selver Serra'nın annesiyim. Bu eğitim yılı başlamadan önce, Xplow Okulu'nun müdürü Dilek Taşdemir ile telefon ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdim. Haziran sonunda yaptığımız randevuda, kızımın öğrenme sürecini bizzat kendisinin takip edeceğini açıkça belirtti.
Kızımın konsantrasyon sorunları olduğu için ilaç tedavisi (Relatine) görmekte ve haftalık olarak ergoterapist Mieke Schaeken ile çalışmalar yapmaktadır. Ergoterapist, kızımın eğitim sürecine katkı sağlamak amacıyla özel bir rapor hazırlayarak öğretmenlere rehberlik edecek ipuçları sunmaktadır. Bu rapor, müdür Dilek Hanım ve öğretmen Nejka Hanım’a iletildi ve her ikisi de bu ipuçlarını uygulayacaklarına ve herhangi bir sorun olması durumunda benimle veya ergoterapist ile irtibata geçeceklerine dair söz verdiler.
Ancak Noel tatilinden hemen önce gerçekleşen bir veli toplantısında, öğretmen Nejka ve bakım öğretmeni, Sevde’nin Briç egzersizlerinde başarısız olduğunu belirtti. Öğrencimle daha fazla ilgilenemeyeceklerini ve artık ona yalnızca toplama ve çıkarma işlemlerini yaptırmaya karar verdiklerini söylediler. Bu kararın karnesinde yer alacağını da eklediler. Bu kararı duyduğumda şaşkına döndüm çünkü sürecin bu noktaya geldiğinden haberdar edilmemiştim. Eğer daha önce bilgi sahibi olsaydım, özel ders veya farklı bir eğitim desteği almayı düşünürdüm.
Daha da şaşırtıcı olanı, bu kararın kesin olduğu ve ilerleyen süreçte fikrimi değiştiremeyeceğimin belirtilmesiydi. Öğretmenler, Sevde’nin matematikte ilerleyemeyeceğine dair kesin bir yargıya varmışlardı. Durumu değerlendirebilmek için ergoterapist Mieke Schaeken ile görüştüm. İlk sorduğu soru, öğretmenin sunduğu ipuçlarını uygulayıp uygulamadığıydı. Ancak bu konuda bir yanıt veremedim çünkü öğretmenlerin bu tavsiyeleri dikkate alıp almadıklarını bilmiyordum. Verilen desteklerin uygulanmadığını ve sürecin şeffaf yürütülmediğini fark ettim.
Noel tatili sırasında Sevde’nin gelişimini kendim test ettim ve geçen yıla kıyasla belirgin bir ilerleme kaydettiğini gözlemledim. Bu gelişmeleri paylaşmak ve öğretmenlerle görüşmek için yeni bir toplantı talep ettim. Müdür Dilek Taşdemir, toplantıya habersiz bir şekilde katıldı ve baştan itibaren savunmacı bir tavır sergiledi. Öğretmen Nejka’ya, ergoterapist Mieke’nin sunduğu ipuçlarını takip edip etmediklerini ve herhangi bir sorun yaşadıklarında ergoterapist ile iletişime geçip geçmediklerini sordum. Aldığım yanıt, bu tavsiyelerin hiç uygulanmadığı ve iletişime geçilmediği yönündeydi.
Bu durumda, Sevde’nin gelişimini desteklemek adına bu ipuçlarını en azından birkaç hafta denemelerini istedim. Ancak Dilek Hanım, agresif bir şekilde Mieke’nin neden kendilerini aramadığını sordu ve bağırarak, bunun onun sorumluluğunda olduğunu tekrar etti. Kızımın eğitim süreciyle ilgili bu kadar önemli bir kararın, benim veya bir uzmanın bilgisi dışında alınmış olması kabul edilemezdi. Özel ders veya ek destek seçenekleri hakkında bilgilendirilmemiş olmam da büyük bir ihmaldi.
Tartışma sırasında, Dilek Hanım tamamen kontrolünü kaybetti ve beni odadan kovdu. Çocuklarımın odanın dışında olduğunu ve her şeyi duyduğunu fark etmedikçe, sesini daha da yükseltti. Öğretmenlerin müdahale etmemesi ve sessiz kalmaları beni hayal kırıklığına uğrattı. Dilek Hanım’ın bu davranışları, bir eğitim kurumunun yöneticisine kesinlikle yakışmamaktadır.
Sonrasında, okuldan ayrılmak zorunda kaldık. Çocuklarımın bu travmatik olaya tanıklık etmesi, onların eğitim hayatları için büyük bir zarar oluşturdu. Şu an yılın ortasında yeni bir okul aramak zorundayız ve çocuklarım hâlâ Dilek Hanım’ın bağırarak bizi nasıl dışarı attığını konuşuyor. "Anne, biz mi yanlış yaptık? Çok mu yaramazlık yaptık?" gibi sorularla bana yöneliyorlar ve bu yaşadıkları olayın etkisini hâlâ üzerlerinden atamıyorlar.
Bu olayda, okul yönetiminin ve özellikle müdür Dilek Taşdemir’in sergilediği profesyonellikten uzak tutum kabul edilemezdir. Çocukların eğitim haklarını koruyacaklarını söyleyip ardından bu sorumluluktan kaçanlar, en kolay çözümü seçerek çocukları dışlayanlar ve velilere bağırarak sınıftan kovanlar, bir eğitim kurumunun başında olmamalıdır. Bu nedenle, kendisinden hem bir yönetici hem de bir insan olarak şikayetçiyim.
Umarım yetkililer bu olayla ilgili gerekli incelemeleri yapar ve eğitimde böyle bir yönetim anlayışına göz yumulmaz. Çocukların eğitim hakları, bireylerin öfke kontrolüne kurban edilmemelidir.
Halil Uygun