Düşünce kuruluşundan uyarı: Federal hükümetin sert göç politikası ekonomiyi zayıflatıyor


Belçika’da ilerici düşünce kuruluşu Minerva, federal hükümetin “en sıkı iltica ve göç politikası”nın uzun vadede ülke ekonomisine zarar vereceğini savundu. Raporda, göçü azaltma hedefinin iş gücü ihtiyacıyla çeliştiği belirtildi.
Düşünce kuruluşundan uyarı: Federal hükümetin sert göç politikası ekonomiyi zayıflatıyor

Düşünce kuruluşundan uyarı: Federal hükümetin sert göç politikası ekonomiyi zayıflatıyor

Belçika’da ilerici düşünce kuruluşu Minerva, federal hükümetin “en sıkı iltica ve göç politikası”nın uzun vadede ülke ekonomisine zarar vereceğini savundu. Raporda, göçü azaltma hedefinin iş gücü ihtiyacıyla çeliştiği belirtildi.

Belçika’da faaliyet gösteren ilerici düşünce kuruluşu Minerva tarafından yayımlanan yeni raporda, federal hükümetin uygulamaya koyduğu sıkı iltica ve göç politikasının ekonomik sonuçlarına dikkat çekildi. Raporda, göçü azaltmaya yönelik siyasi hedeflerin, yaşlanan nüfus ve artan iş gücü ihtiyacı karşısında ekonomiyi zora sokabileceği ifade edildi.

Federal hükümet, sıkılaştırılan göç politikası sayesinde yasama dönemi sonunda 1,5 milyar avroyu aşan tasarruf hedefliyor. Bu rakamın, kamuoyunda sıkça tartışılan sermaye kazancı vergisinden elde edilmesi öngörülen gelirden daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Ancak Minerva’ya göre söz konusu tasarruf, uzun vadede refah kaybına yol açabilir. Raporda, 2030’lu yılların sonlarından itibaren doğal nüfus artışının negatife döneceği, hatta son verilere göre bu sürecin halihazırda başladığı kaydedildi. Bu durumda aktif nüfusu korumanın tek yolunun göç olacağı vurgulandı.

Siyasi ekonomist ve Minerva araştırmacısı Hielke Van Doorslaer, “Yaşlanan ve yüksek eğitimli ekonomilerde göç bir tercih değil, yapısal bir zorunluluktur. Göçü azaltmak; daha yüksek emeklilik yükü, karşılanamaz sağlık giderleri ve daha küçük bir ekonomi anlamına gelir. Daha az göç tasarruf değil, kayıptır” dedi.

Göçün ekonomik katkısı

Raporda, göçün yalnızca iş gücü açığını kapatmadığı, aynı zamanda ekonomik büyümeye de katkı sağladığı belirtildi. Belçika Merkez Bankası’nın 2020 yılında yaptığı hesaplamaya göre, 2012-2016 döneminde göç ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasını (GSYH) yüzde 3,5 oranında artırdı.

Minerva raporunda, “Yaygın kanaatin aksine, söz konusu dönemde ortalama bir göçmen, devlete sağladığı vergi geliri açısından aldığı sosyal yardım ve kamu hizmeti maliyetinden daha fazlasını kazandırdı” ifadelerine yer verildi.

Göçmenlerin kamu maliyesine net katkısının büyük ölçüde iş gücü piyasasındaki konumlarına bağlı olduğu aktarıldı. Birinci kuşak göçmenlerin devlete katkısının, göç geçmişi olmayanlara kıyasla biraz daha düşük olduğu, buna karşılık Belçika doğumlu ikinci kuşak göçmenlerin ortalama katkısının daha yüksek olduğu belirtildi. Bunun nedeninin genç yaş yapısı ve yüksek iş gücüne katılım oranı olduğu kaydedildi.

Söylem ile uygulama arasında fark

Minerva, Danimarka, İtalya ve Birleşik Krallık gibi göç karşıtı sert söylemler kullanan ülkeleri de inceledi. Raporda, bu ülkelerde kamuoyuna yansıyan sert söylemlere rağmen, ekonomik göçün fiilen teşvik edildiği veya göz ardı edildiği ifade edildi.

Araştırmaya göre, sert göç söylemleri çoğu zaman göç oranlarını düşürmek yerine artırdı. İncelenen ülkelerde, kısıtlayıcı politikaların daha düşük değil, daha yüksek net göç oranlarına yol açtığı belirtildi.

İspanya ise istisnai bir örnek olarak gösterildi. Kısa süre önce yaklaşık 500 bin kişiye yasal statü tanıyacağını açıklayan İspanya’nın, göçü sorun olarak değil stratejik bir araç olarak değerlendirdiği aktarıldı. Raporda, bu yaklaşım sayesinde İspanya’nın ekonomik büyümesinin Euro Bölgesi ortalamasının üzerinde seyrettiği ve kamu borcunun azalma eğilimi gösterdiği ifade edildi.

“Odak noktası kısıtlama değil entegrasyon olmalı”

Raporda, yaşlanan ve iş gücü açığı yaşayan ekonomilerde göçü sistematik biçimde zorlaştırmanın siyasi güç göstergesi değil, kısa vadeli bir yaklaşım olduğu savunuldu. Tartışmaların göçü azaltmaya değil, göçün potansiyelinden en iyi şekilde yararlanmaya odaklanması gerektiği kaydedildi.

Van Doorslaer, göçmenlerin ve sığınmacıların iş gücü piyasasına ve topluma daha hızlı entegre edilmesinin en etkili çözüm olduğunu belirterek, “Yalnızca yüksek vasıflı değil, düşük ve orta vasıflı göçmenlere de ihtiyacımız var. Belçika’da eğitim seviyesi yükseliyor. Bu nedenle birçok işi artık yerel nüfus yapmak istemiyor ya da yapamıyor” dedi.

Göçmenlerin yalnızca çalışan değil, aynı zamanda tüketici olduğuna dikkat çeken Van Doorslaer, “Talebi artırarak yeni iş alanları ve yatırımlar oluştururlar. Bu mesele, ‘sosyal güvenlik sistemini boşaltıyorlar’ şeklindeki basit söylemlerden çok daha karmaşıktır” ifadelerini kullandı.

Halil Uygun
 

Etiketler:





Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar